Şeytan Kilisesi'nin Başpiskoposu Anton Szandor LaVey'le bir akşam yemeğinde yapılan karanlık görüşme
Yazan : BOB JOHNSON
Anton Szandor LaVey, pek çok insanın ödünü koparıyor. Aslında 60'lı yılların sonunda Şeytanın İncili adlı kitabını alıp okuduğum zaman ben de ürkmüştüm. O kitabı, aynı içinde çıplak kadın resmi bulunan erkek dergileri gibi yatağımın altında saklıyordum. İnsan doğasının "kara yönü"ne ve büyüye karşı özel bir ilgim vardı. Ama din konusunda kutsal olmayan bir kitaba sahip olmak ve onu okumak biraz daha fazla gibiydi. Kara büyü üzerine Nekronomikon ve Teori ve Pratikte Büyü gibi kitapları okumuştum ama onlar insanın ruhunu etkilemeye yönelik dinsel metinler değildi. Şeytanın İncili ise annemin lanetlediği, dokunulmaması gerektiğini söylediği bir kitaptı.
Kitap, namus ve özveri üzerine yazılmış kutsal bir metin değildi. Ama sağlıklı bir egoya ve dünya zevkleriyle süslü bir yaşama tapan bir tür incildi. Hatta içinde ayinsel büyü ve sekse ilişkin bilgiler bile vardı.
Arkadaşlarımdan ve ailemden gelen "cehennemlik olacaksın" uyarılarına ve şahsen, uyduruk dinlere karşı duyduğumkuşkuya rağmen kendimi kitabı okumak zorunda hissettim. "En güçlü olan yaşasın" kuralını gizemci ve doğaüstü bir tavırla kaynaştırmasına hayran olmuştum.
Kitap beni öylesine etkiledi ki son yirmi beş yıl içinde en az beş kez okudum. Hala yeni okurlar bulması ve büyük kitapçıların raflarındaki yerini korumasını hayranlıkla izliyorum.
Şeytanın İncili, yayıncısının verdiği bilgiye göre 34 baskı yapmış ve yaklaşık 750.000 nüsha satmış. DR.LaVey'in yazdığı ikinci kitap olan Şeytani Ayinler ise 16. baskısında 200.000 satışa ulaşmış bulunuyor.
Şeytanın İncili'nin yarattığı yasaklı popülerliğe ve Anton LaVey'in bir çok Hollywood yıldızı ve devlet yöneticisiyle kurduğu arkadaşlığa rağmen, insanlar "Kara Papa"dan hala çok korkuyorlar.
Bunlar sadece din adamları, "yasalara saygılı yurttaşlar ya da Okul Aile Birliği yöneticileri değil.
LaVey'in "sürü" olarak nitelediği halk hala bu adama şaşmaya ve ondan korkmaya devam ediyor. Hala Şeytan'a adanmış bir kiliseyi nasıl kurabildiğine akıl erdiremiyor.
İnsanlar Şeytanın Kilisesi'nin yok olup gitmek yerine her yıl kendisine yeni mürit kazanmasını anlayamıyor.
Bu müritler arasında "normal" karşılayabileceğiniz heavy metalciler olduğu gibi, doktorlar, avukatlar ve "normal" vatandaşlar bulunuyor.
Yıllardan beri Şeytan'ın kendisi olarak görülen LaVey'e karşı ilgi ve korku birarada sürüp gidiyor. Ve herkes birbirine şu soruyu soruyor: " Çağdaş Şeytancılık da ne demek oluyor? "
Ben işin uzmanlarıyla şeytanın İncili'ni tartıştıkça onların da bu Kitapta "birşeyler" olduğunu kabul ettiklerini görüyordum. Şeytanın Kilisesi'nin Başpiskoposu'na ve yazdığı kitaplara 30 yıldır duyulan ilgi boşuna değildi.
LaVey, bugüne kadar Şeytanın İncili ve Şeytani Ayinler'in yanısıra fiikirlerini dile getirdiği denemelerden oluşan Şeytanın Not Defteri'ni ve kadın Şeytancılara yönelik Şeytani Cadı adlı kitaplarını yayınlamıştı
Bu süreç içinde başka bir şeyin farkına vardım. LaVey'in insanlarda yarattığı rahatsızlık sadece dine küfreden yazılarından, dini çevrelerce " Deccal " diye damgalanmasından ya da gerçekten karanlık amaçlarından kaynaklanmıyordu.
İnsanların Anton LaVey'den korkmalarının gerçek nedeni, yazılarını okudukları zaman onlarda kendilerinden bir parça bulmalarıydı. Bu gerçekle yüzyüze gelmek kendileri "iyi ve Tanrı'dan korkan" kişiler olarak görmek isteyen insanları feci korkutuyordu.
Bu kitaplarda yazılan şeyleri felsefi olarak kabul edebilecekleri düşüncesi onları tir tir titretiyordu.
Bu korku, insanlar kendilerini gizli bir Şeytancı olarak hissettikleri zaman daha da artıyordu. Şeytancılığa yüzlerce yıldır affedilen kötü özellikler düşünüldüğünde, bu çok daha kolaylıkla anlaşılabilir.
Ancak LaVey'in Şeytancılığı sandığınız klasik türlerden değil. Çağdaş Şeytancılığın ne olduğunu anlamak istiyorsanız bugüne kadar Şeytancılık hakkında medyadan edindiğiniz kulaktan dolma bilgilerin hepsini bir yana bırakmanız gerek.
18. yüzyılda Avrupa'da oluşturulan Cehennem Ateşi Klubü'nden sonra dünyanın en örgütlü ve kendisinden en çok söz ettiren Şeytani hareketini kanlı ayinler ve kara büyüye ilişkin diğer caniyane eylemlerle bir tutamazsınız.
Herşeyden önce LaVey'in örgütü çocuklara zarar verilmesine kesinlikle karşı. Şeytanın İncili'nin 89. sayfasında aynen şöyle deniyor:
" Şeytana tapanların hiç biri, koşullar ne olursa olsun, bir hayvan ya da bir bebeği kurban edemez. Dindarlar yüzyıllar boyu Şeytan'a tapanların bebekleri bakire kızları kurban ettiği propagandasını yaydılar. Oysa Şeytan'a tapanların bu tür kurban etme eylemlerini asla yapamayacağını gösteren sağlıklı ve mantıklı nedenler vardır. Herşeyden önce insan denilen hayvan, Şeytan'a tapanlar için en kutsal varlıktır. Dünyevi yaşamın en arı biçimi, doğal istekleini engellemek için yeterince olgunlaşmamış olan çocuklarda ve hayvanlarda yatar. Onlar sıradan yetişkin insanların asla algılayamayacağı şeyleri algılarlar.Dolayısıyla, Şeytan'a tapan dünyanın doğal büyücüleri olan bu varlıklardan çok şey öğrenebileceğini düşünür ve onları kutsal sayar."
Bu tavır, LaVey'in şeytani dininin kutsal yazılarından biri olan "Dünyanın On Bir Şeytani Kuralı" yazısında da teyid edilir. Burada, müritlere bir hayvanı, saldırıya uğrama veya yemek ihtiyacı dışında asla öldürmemeri öğütlenir. Bana sorarsanız bu öğüt , binlerce yıldır bize verilen bir çok manyakça öğütten çok daha tutarlı! En azından zevk için avcılık gibi bir çılgınlığı yasaklıyor.
Sonuç olarak, Anton LaVey denilen bu adamın eserlerini ve kendisini yıllarca hayranlıkla izledikten sonra onunla şahsen tanışmayı hem kişisel hem de bir gazetecilik görevi bildim. Sonuna yaklaşmakta olduğumuz bu yüzyılın anti-kahramanlarından biri olarak gördüğüm bu adamla bir röpartaj yapmak, Şeytanın İncili'ni gizli gizli okurken içlerinden "adam doğru söylüyor" diyen binlerce insana onun gerçek bir profilini çizmek istedim. |